İnsanoğlu soğuk, sıcak, yağmur, rüzgar gibi doğa olaylarından ve kendi hemcinsi olan insanlardan ve tehlikeli canlılardan korunmak için ilk çağlardan bu yana barınmaya ihtiyaç duymuştur. Barınma kelime anlamı olarak da doğanın etkilerinden korunmak amacıyla kapalı bir yerde olmak anlamına gelmektedir. Yerleşik yaşamın yaygınlaşmasıyla birlikte barınma ihtiyacı, ihtiyaç olmasının akabinde bir çok problemleri de beraberinde getirmiş olup, zaman  içinde devletleri bu konuda ulusal ve/veya uluslararası normlarla düzenleme yapmaya itmiştir. Başta barınma ihtiyacı nedeniyle yapılan konutların yapımı modern devletlerde beton kalitesi, demir kalınlığı, kat yüksekliği, zemin etüdü, yapıların yaklaşma mesafesi gibi belli standartlara ve izinlere bağlanmıştır. Herkes istediği gibi ve hiçbir denetime tabi olmadan yapı yapamamaktadır. Yapılması halinde de yıkım ve para cezası, hatta hapis cezası gibi yaptırımlar öngörülmüştür. Geri kalmış toplumlarda ise ya barınma veya iş yeri için yapılacak olan yapılar için belli bir standart getirilmemiş, ya getirilmiş standartlara denetimsizlik nedeniyle uyulmamış, ya da idarelerin sık sık çıkardığı imar affı gibi uygulamalarla denetimsiz yapılmış yapıların kullanımına izin verilmiştir.

            Sanayinin ve ticaretin gelişmesiyle birlikte insanlar sanayi ve ticaret bölgelerinde yerleşmeye başlamış ve barınma ihtiyacının artması nedeniyle de yapıların niteliği değişerek çok katlı ve birbirine yakın yapılar yapılmaya başlanmıştır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu yapıların yapıldığı dönemde belli bir standardın olmaması, olan standartlara uyulmaması veya ruhsat almaksızın kaçak yapılaşıp bir şekilde izne bağlanması nedeniyle büyükşehirlerde düzensiz ve insan hayatı için tehlike oluşturan, deprem gibi doğal afetlere karşı dayanıksız çok sayıda yapı stoğu oluşmuştur. Bu şekilde düzensiz yapılaşmanın oluşumunda imar planının zamanında yapılmamış olmasının da büyük bir etkisi vardır.

            Yıllar içinde oluşan ve insan hayatı için tehlike oluşturan, bilimsel standartlara uymayan, sağlık ve güvenlik açısından sıkıntılar doğuran bu yapılaşmaların düzeltilmesi zorunluluğu ve ihtiyacı doğmuştur. Bu amaçla kentsel yenileme ve dönüşümün sağlanması için 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun  31.05.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 6306 Sayılı Kanun ile  fen ve sanat norm ve standartlarına uymayan yapıların yenilenmesinin yanında yapılaşma açısından tehlike arz eden alanların da dönüştürülmesi düzenlenmiştir.

RİSKLİ ALAN

Riskli alan, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alanı ifade etmektedir.

Kimler Riskli Alan Tespit Talebinde Bulunabilir?

Riskli alan belirlenmesi için;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir